30 Mayıs 2015 Cumartesi

Yeni Saclarim ve Sac Ürünler!

Gitti güzelim saclarim! 

Ilk önce tavsiye üzerine yeni aldigim ürünleri denedim, Alterna CC Cream Leave-In ve Goldwell Rich Repair Sac Maskesi



Sac maskesi yine fena degildi, ama saclar kuruduktan sonra hala güzel ve bakimli gözükmedi. Böyle tel tel, sert, sekilsiz duruyorlardi. Alterna ürününü bir kere nemli sacima, bir kerede kuru sacimda denedim, ikisindede felaket sonuc verdi, hiiiiic güzel olmadi :( 
Alterna ürününü aldigima gercekten üzüldüm, birde oldukca pahali bir ürün, ayrica pumpasida dogrudürüst calismiyor, on kere pumpalayinca belki üc kere krem cikiyor icinden, sinir bozucu.

Dün felaket bir gün gecirdim, tüm gün A dan Z ye kadar kosturdum ve tüm gün boyunca nerde bir ayna görsem sinir oldum okadar ugrastigim halde ve daha bir ay önce kuaföre gitmeme ragmen sert ve sekilsiz duran saclarima. Aksam üstü baktim bir kuaför hala acik girdim iceri ve randevum olmadan cok gönülsüz calisan bir kadina saclarimi bolca kestirdim. 10 cm falan galiba. Gitti uzun saclarim! 
Esim cok begendi, ama o zaten kisa saci sever, omuzlarimdan biraz uzun artik. Kadinin cani sIkkIndI galiba fön bile cekmek istemedi, cok güzel kestiniz birde fön cekseniz lütfen diye diye zorladim resmen. Baska ülkelerde calisanlar yalvarir, burda müsteriler. Almanya kadar bir servis cölü yoktur bu dünyada! :) 



Düz eski uzun saclarim tik tik

Kivircik eski uzun saclarim tik tik

Kökü bende sonucta, uzar nasil olsa. En azindan artik saclarim yine yumsak ve birseye benziyorlar. Artik her sabah ne yapacagimi sasirmistim. Düzlestiricidende uzak duracagim mümkün oldukca, az kullandigim halde belki yinede onun zarari olmustur.

Bundan sonra saclarimdan memnun kalmayinca ilk önce kuaföre gidecegim, ürünlerden cok bir hayir beklemeye hic gerek yok, saglikli sacada zaten bir cok ürün iyi geliyor.

Siz saclariniza severek neler kullaniyorsunuz bu aralar?


24 Mayıs 2015 Pazar

ElVital Total Repair Extreme


Bu günlerde saclarim beni deli ediyor!
Cok kurular, sekil almiyorlar, daha kuaföre gideli bir ay bile olmadi ve saclarimin en son nezaman bukadar kötü oldugunu hatirlamiyorum bile.
Senelerdir kullandigim sac ürünleri artik hic ise yaramiyorlar, 
anlamadim gitti :(
Ilk önce belki saclarim degisiklik istiyordur diye pahali seyler almayim dedim
pantene pro v repair serisinden sampuan ve yumsatici aldim
hic fayda etmedi
sonra internetde yukarda gördügünüz Elvital serisinin övüldügünü gördüm
fiyatlarida uygundu onlarida deneyeyim dedim ama
saclar yine berbat durumda, 
kur bile ise yaramadi :(
Nihayetinde yine kuaför salonlarinda satilanlardan siparis ettim
insallah onlar bari fayda eder,
yoksa saclarimi bayagi bir kestirmem gerekecek,
uclarinda hic kirik vs yok ama saclarim sepsert
elektriklenmis gibi, yumsak halleri tamamen kaybolmus,
isiticida kullanmiyorum, anlamadim gitti.
Yeni ürünler gelince yazarim,
daha önce hic denemedigim iki ürün siparis ettim,
bir sackürü birde saclar nemliyken sürülecek krem,
hayirlisi artik.

Sizin bana asiri kuru saclar icin tavsiye edebileceginiz sac ürünleri varmi?



23 Mayıs 2015 Cumartesi

FOTD- Pure&Pink

 Hemen dustan sonra sacimda hala havlu varken yaptigim haftasonu alisverise cikma-gündelik makyajim,
uzun zamandir makyaj fotograflari koymuyordum degisiklik olsun istedim.
Gözler
Kaslarimin ön tarafinda daha dogal durdugu icin Mac "Omega", diger kisminda "Espresso"
P2 050 Amber Alligini hafifce tüm göz kapagima (biraz renk versin diye)
Benefit Roller Lash Rimel

Cilt
Avene Mineral SPF50 Günes kremi+Vichy Dermablend 
P2 050 Touch of Amber Allik
The Balm Mary Lou Manizer Highlighter

Dudaklar
Nyx Soft Matte Lipcream "Antwerp"

Simdi farkediyorum, tamamen kapatici kullanmayi unutmusum. Gerci unutabiliyorsam, demekki hersey yolunda demek ;)
"Antwerp" aslinda turuncu olmasi gerekiyor, ama benim dudaklarimda tamamen pembe duruyor.
Günes kremi tek basina cooook öcü gibi beyaz yapiyor yüzü, bu yüzden disari cikarken fondötenle karistiriyorum, Vichy ninde 35 korumasi var. Aslinda Vichy i gündüz makyaji icin tüm yüze kullanmayi sevmiyorum, cok cabuk "maske" gibi durabiliyor cok kapaticiligi oldugu icin, ama kremle karistirinca gayet dogal.
Rimel i kullanmayi seviyorum, bence gayet güzel bir ürün. Sicak havalarda ama Benefit They´re Real gibi dayanikli degil. Bitince baska bir rimel denemeyi yada tekrar They´re Real almayi düsünüyorum ama karar vermedim henüz.


22 Mayıs 2015 Cuma

Vichy Dermablend Fondöten "15 Opal"




Bu hafta senelerdir favorim olan fondöteni yeniden aldim. Elimdeki henüz tamamen bitmedi, ama yinede aniden biter diye yedeklemek istedim, cünki nerdeyse her makyajimda kullaniyorum.

Bu fondöten hakkinda gecen senede post yapmistim, okumak icin tik tik

Genelde baska hafif bir fondöteni tüm yüzüme kullaniyorum ve sonra ince bir firca yardimiyla tam kapatmak istedigim bölgelere degdirip sonra parmagimla bastiriyorum üstüne.

Sivilceleri söndürme ve yaralari iyilestirme gibi bir yetenegi var bu fondötenin, bu yüzden özellikle problemli ciltler icin birebir.
Fondöten olarak sadece aksam makyajlarina tavsiye ederim yada cok ince bir sekilde makyaj süngeriyle sürülerek.

Ben günes koruma ve sivi higlighterle karistirip tüm cildime kullanmayida seviyorum, hem kapatici hemde "taze" duruyor ozaman.

Icinde SPF35 günes korumasi olmasida süper, özellikle pigment lekelerim üzerine sürmeyide seviyorum bu yüzden, hem kapatiyor hemde güneste dahada koyulasmasindan koruyor.

Online eczanelerde almanyada fiyati ~15 Euro, normal fiyati ~20 Euro ve cooook uzun ömürlü, cok tavsiye ederim!


21 Mayıs 2015 Perşembe

#3 Topuklu

Boyum 1,68 - ay dur yalan olmasin, artik 1,67, yasim ilerledikce kücülüyorum yeminle :D
Alman standartlarina göre idare eder bir boydayim, ne cok kücük, nede uzun boylu. Topuklu giymek benim icin sart okulda, genelde 4-6 cm topuklar.

Uzun boylu gözükmenin nekadar önemli oldugunu ilk önce ögrenciler tarafindan degil, bir ögretmenin sayesinde ögrenmistim.
26 yasindayken bir okulda staj yapiyordum ve 12-13 siniflarda ders e girdigimde, 18-20 yas arasi kizlarla ve oglanlarla diyecegim ama resmen sakalli adamlarla oturuyorduk derste.

Öyleki beni tanimayan bir ögretmen beni ögrenci sanip "Ders coktan basladi, ne geziniyorsun daha!" diye azarlamisti.

Stajin sonuna kadar topuklu ayakkabilarla gezmistim.

Sonrada kendim sinifin önüne gectigimde bir baktim özellikle oglanlar 14-15 yaslarindan sonra deve gibi oluyorlar. Almanyadaki cocuklarda soguk iklimlerde yetisdikleri icin dahada bir boylu poslu.

Onlar deve, ben cüce. 

Nezaman laf dinlemeyen yetiskin bir sinifin önünde dursam "Keske söyle iri yari, sadece varligiyla titreten, 1,90 boyunda erkek olsam" diyorum.

Simdilik topuklu ayakkabilarla idare ediyorum.

Hiyerarsi hemen kendini belli ediyor-
"Ben ögretmen- sen kücük ögrenci. Boyun yinede benden uzun olsada,yine seninkine bayagiiiiii yaklasiyorum."

Kafayi kaldirmadan karsinda duran bir ögrenciyle konusabilmek paha bicilemez!

Genelde kücük siniflardaysan, 11-13 yas arasi, topuklu giyinmek bosuna, zaten hepsi tatli tatli beline geliyor oluyor sadece.

Ögrencilerin hepsi bir asagi iki yukari ayni düz ayakkabilari giyinirler. 
Bu aralar Nike cok "in", bir aralarda "Converse" ordusu gibi geziyorlardi ortada.

Üniverstede bir cok sey ögretiyorlar, ama okulda ne lazimsa ögretmedikleri kesin. 
Örnegin "Ögretmenin giyim kusaminda bir uyumsuzluk olursa ders kaynar" gibi bir uyari süper olurdu.

Kimse anlattiklarina dikkat etmez, sorularina cevap vermez. En sonunda sinirli bakislarima maruz kalinca cesaretli bir ögrenci öne cikipda "Bagciginiz acik!" diyene kadar.

Zaten kücücük olaylar tüm dikkatlerini ceker, ders den uzak bir nirvana ya, önemsiz seylere takilip kalirlar. 

Pencereye kus kondu! Biri kalem kutusunu yere düsürdü! Ögretmenin ayakkabi bagcigi acik! 

Kendime not: Bagcikli ayakkabi.




#2 Bagimlilik

Merhaba güzeller,

en son okul hayatindan yazmak benide desarj etmisti, icimden geldikce seri olarak yazacagim, bu güzel fikri bana veren EcemYazici ya da cooooook tesekkür ediyorum! :)

Bu hafta beni mesgul eden bir olay oldu.

Ondört yasinda bir ögrencim var, cok tatli ve güzel bir kiz.
Aile durumu cok kötü, babasizlik ve kücük bakima muhtac kardesleri var.
Pazartesi ders isliyoruz, kiz on dakika disari cikmak istiyor, midesinin cok bulandigini söyleyerek. Yanina bir ögrenci veriyorum ve disari temiz havaya cikiyorlar, tabii sinif penceresinden görebilecegim sekilde. 
Yüzü bembeyaz, göz altlari mor, perisan vaziyette. 

Dersin sonunda yanima geliyor 
"Viva bayan, bana bir agri kesici verebilirmisiniz?"

"Ögretmenlerin ögrencilere ilac vermesi yasak,.... ama iyi görünmüyorsun, sekretere söyle anneni arasinlar ve seni okuldan alsin." 
"Ama annem zorladi zaten beni okula gelmeye."
"Bu halde?"
Gözlerini yere dikiyor "Haftasonu cok uyusturucu aldim. Ve annem uyusturucu haplari almayi biliyorsan okulada gitmeyi bileceksin dedi"

GÜM. Daha öncede ve daha kötü sekildede uyusturucu bagimlisi ögrencilerim oldu, ama yinede bu duruma hic alisamiyacagim.

"Hayatini mahvediyorsun biliyorsun degilmi?"
Kafasini bilerek salliyor. "Eglenmek istedik arkadaslarla biraz"
Susuyorum, düsünüyorum. Gelip bana anlatmasida iyi. Demekki yardim istiyor, kendi basina caresiz. Saklamiyor.
Ben birsey söylemeyince "Zaten aile terapistimiz beni okuldan alacak bugün" diyor.

Diger ögretmenlerle konusuyorum, okul ailesini ariyor, herseyden haberleri var. Caresizler. 
Ertesi gün okula gelmiyor, diger gün yüzünde morluklarla geliyor.
Sanirim aile siddete basvuruyor artik.

Simdilik derslere yinede kafasini verebiliyor, zeki bir kiz, ama notlar zayif tabii. Uyusturucu tek aldigi anda degil, sonraki etkiside kötü oluyor. Kafa agrisi, halsizlik, saflik, asiri agresif haller, günler boyu sürüyor. Sinif ögretmenine hakaretler yagdirmis ders sirasinda, en azindan bunlara maruz kalmiyorum, simdilik aramiz iyi.

Uyusturucudan kurtulmak icin terapiye gitmesi gerekiyor, yoksa okula devam edemiyecek. Kendisi istemiyor, durumun ciddiyetinin pek farkinda degil. 

Ögretmenlerin cok görevi var, ama psikolog veya terapist degiliz. Böyle ögrencilere yardim etmek isterken zarar verme riski cok büyük. Bu yaslarda intihar olaylarida aniden olabiliyor. 
Bu yüzden dikkatli davranip profesyonel yardim almasina ailesini ve kendisini ikna etmek gerekiyor. 
Böyle durumlarda zaten okul yönetimi devreye giriyor. Iyiki.

Aslinda bana sorarsiniz, böyle cok havada, cok boslukta kaldim. Insan omuzundan tutup kizi sallamak istiyor. Kendinin icinden gelmedigi sürece maalesef kimse ona yardim edemiyecek. 
Kendisi istemedigi sürece birseyde degismiyecek zaten. 



14 Mayıs 2015 Perşembe

#1 Biraz Sohbet!

Sevgili Eylem Delacroix un bu güzel yazisi bana ilham oldu tik tik.

Benimde buna cok ihtiyacim vardi, biraz sakin sakin oturup düsüncelerimi dökeyim dedim.

Bugünlerdede beni en cok mesgul eden sey isyerindeki olup bitenler, esimi, kardeslerimi, annemi ve arkadasimida düzenli olarak bu konuda rahatsiz ediyorum, e sizde yakinlarimdan sayilirsiniz, sizede anlatayim ;)

Ögretmen olanlar anlar zaten, olmayanlar icin: ögretmenlik kolay ve yarim gün calisiyorlar sadece düsüncesi kesinlikle yalan!

Velilerle özel konusmalar, gezi planlari, konferanslar, sinav hazirliklari, ögrenci problemleri, gündelik ders hazirliklari, toplu toplantilar -ve onlarin hazirliklari ve sonrasinda yazilacak protokoller,  is arkadaslarin tripleri ve istekleri, veliler ve notlar...

Simdiye kadar üc farkli okulda ve üniverstede calistim ve kendimi tecrübeli olarak görüyorum, ama yinede her okul ve her sinif farkli oluyor. Sistemi hemen anlamak ve sisteme uymak cok önemli.

Üniverstede egitim ve calismak bambaska birsey, yetiskinlerle, kendi istekleriyle derse gelenler ve sorumluklarini bilenlerle. Problemler daima oluyor, ama egitici olarak degilde, daha cok bilgi aktarici olarak calisiyorsun.

Okulumda, benim ders verdigim ergenlikte olan 11-16 yas aralikli cocuklarda bu durum cok farkli tabii. Almanyada okullarin icinde cocuklar dörde ayriliyor. Türkiyedeki gibi hepsi beraber lise okumuyor. Cok iyi, iyi, zayif ve cok zayif ders anlayan ögrenciler olarak kategorilere giriyorlar. 

Cok zayif cocuklar disinda tüm kategorilerde ders veriyorum. 
En cok ders saatlerim zayif bir sinifta, 14-16 yasindaki ögrenciler. Ayni siniftaki yas farkinin nedeni, bazilerinin erken yasta okula baslamalari, sinifta kalmalari, yurtdisindan gelenlerin ilk önce almanca ögrenmeleri gerektiginden yasca daha büyük olmalari vs.

Bu sinifimdaki ilk üc günümü hatirliyorum, ücüncü gün erkek kardesimi arayip "Ben bunlarla ne yapacagim? Hic laf dinlemiyorlar. Ders arasinda iki kocaman oglan birbirlerine girdiler, ne yapacagimi sasirdim. Cok sükür ciddi birsey olmadi ama cok korktum" demistim. 
Ve kardesim bana: "Tanistikca daha iyi anlasacaksiniz, zaman ver" demisti. Bana verilen en iyi tavsiye!
Genelde insanlar daha ciddi ol, daha baskici ol, daha cok ceza ver vs gibi tavsiyeler veriyorlar ve sonuc olarak daha zarar verici oluyor.
Daha öncede baska bir okulda problemli bir sinifta ders vermistim ve zorluklarini cok iyi bilirim. Yinede her sinifin baska bir dinamigi var. En büyük problemlerin biri özellikle oglanlarin bir anda parlamalari oluyordu. 

Sakin bir anda ders olarak birseyler yazdirdim ve problemli olanlarla ayri ayri sinif disinda konustum, tek tek ve konusmak istemeyenlerlede beraber sustuk, alti-yedi dakika sonra dayanamayip konusmaya basladilar. Sabirli olmak ve gereksiz baski yapmamak en önemlisi.

Ögretmenler odasinda cok fark ediyorum, ögretmenler genelde Bizler-Onlar diye ayiriyorlar, ögrenciler hakkinda cok kötü düsünen ve küfür edenler bile var. Cidden: Ögretmenlerin kisiliklerine bu meslege uygunlarmi diye psikologlar test etmeli. Bende uygun degilsem, bende bu isi birakmaya raziyim, yeterki su felaket ögretmenlerden cocuklar kurtulsun yeter. Nasil olsa biz yine birsekilde is buluruz. Yada en azindan bundan sonra skandinav ülkelerinde oldugu gibi ögretmen olmak isteyenleri testden gecirsinler.

Müdürüm cok iyi bir insan, diger calistigim okullarda müdürler sanki cehennemden cikmis zebaniler gibilerdi. Bana "Hepsini kurtaramayiz, biliyorsunuz degilmi?" dedi. 
Siniftaki gelismelerden memnunum, en azindan artik sürekli "Dur/Yapma/Etme/Neden kalemi firlattin simdi?/Niye ders sirasinda ayaga kalkiyorsun?/Kitabin nerde?" gibi sorunlar azaldi ve düzgün bir sekilde ders yapabiliyorum. 

Ilk basladigim siralarda sinifin yarisi kitaplarini getirmiyordu. Bende kitaptan bir sayfa kopyalayip getiriyordum. Baktilar ders öyle veya böyle yapiliyor, kitaplari getirmeye basladilar.

Cocuklar kendiliklerinden gelip bana birseyler anlatmak istiyorlar.
Maalesef hikayeler cok üzüntülü, bir tane cocuk psikologa gitmek zorunda. 

Ne gibi hikayeler? Annesine kendini intihar etmekle tehdit eden bir ögrencim- ders sirasinda cok tatli ve sakin bir oglan, ama notlari cok zayif birisi-, bir yil önce 17 yasindaki abisi bir mektup bile birakmadan intihar ettigi icin kendini kesen bir kiz cocugu, savas ülkesinden gelen ve annesiz babasiz hayat mücadelesi veren ögrenci, bir cogu bosanmis ailelerin ve onlarin bitmez bilmeyen kavgalarinda icinde kalan zavallilar, dokuz tane kardesi olan ve ev isi yapmaktan ders yapmaktan sogan genc kiz, babasi araba kazasi sonucu aylardir komada yatan... neler neler.

Bir gün baktim kendi hallerine cok üzülüyorlar, toparlayin kendinizi dedim. Herkesin hayati kendine göre berbat. Saniyormusunuzki benimkisi süper? Bende babasiz büyüdüm. Herkes aci cekiyor. 
Önemli olan kendi ayaklarinizin üstünde durmaniz. Ilk önemli olan sey diploma!

Biz bir "takimiz" dedim onlara, ben sizin bu sinifi gecmenizi istiyorum. Dersimi rahatsiz etmeyen ve sinavda su notu yazan bu dersi gecer. Bastan bir anlasma yaptik. 

Onlari korkutmamaya calisiyorum. Ögretmenlerin cogu "Bu gidisle notun kötü olacak, sinifta kalacaksin, derslerine calis" diyorlar. Ben psikolojide okudugum icin farkli yaklasiyorum, cünki insanlar pozitif seylere daha yatkin oluyorlar. "Eger sunu ve bunuda ögrenirsen birdahaki sinavin cok iyi bir not olur, sinifi kolaylikla gecersin" diyorum. Sonuc? Ilk sinavda 14 zayif vardi, ikinci sinavda sadece 5! 


Keske psikolojik anlamda daha tecrübeli olup onlara daha cok faydam olsa veya okul icinde destek alabilecegim birileri olsa. 

Maalesef pedagoglar bile isini yapmaktan kaciniyorlar. 
Gecen ay yasadigim bir olay: Genc bir egitimci, sabah 7 bucukda benim ilk dersime gelmesini rica ettim, cünki iki saat boyunca cocuklarla bilgisayar odasinda olacaktim ve ben derslerle ilgilenirken onunda cocuklarin bilgisayarlarini bozmamasina/bilgisayar odasinda kavga cikmamasina dikkat etmesini istedim. Makineler degerli ve maalesef orda daha önce bu tarz sebeplerden dolayi zarar olmus,bu yüzden hic bir ögretmen tek girmiyor artik.
Bana 7 bucuk cok erken, 8 bucukda belki gelirim dedi. Haftada belli bir saat calismasi gerekiyormus, kendisi ayarliyabiliyormus- aslinda okuldaki ihtiyaca göre, ama sanirim o bunu yanlis anladi. Ögretmenler resmen disliyorlar kendisini, bir ise yaramadigi icin, ama sanki amac tek para kazanmakmis gibi bildigini okuyor. 

Memur olanlarda bu rahatlik var maalesef. Maas geliyor nasil olsa, yapsada olur, yapmasada. Bence bu memurluk komple kalkmasi lazim. Biri iyi bir ögretmen ve egitimci degilse zarari cok oluyor. Cocuklari böylelerinden korumak gerek.

Benim problemli sinifa gelince, problemler bayagi azaldi. Diger ögretmenlerdende güzel seyler duyuyorum, gezi yaptigimizda baska bir okuldaki fuari ziyarete gitmistik ve oranin müdürü bizim okulu arayip cocuklarin nekadar mükemmel davrandigini söyleyip bizi övmüs. O günü hazirlarken birsey olacak diye ödüm kopmustu, yolda, trende, ordayken...sinif ögretmenleri sinifla bu geziyi yapmayi reddetti, bu sorumlulugu alamam diye.
Bende yapmasaydim gidemiyeceklerdi.Sinif ögretmeni sende yapma, birsey olursa mesleginden olursun dedi bana.

Sinifla konustum: "Size birsey olacak diye cok korkuyorum, sonucta aileniz sizi bana emanet ediyor. Basiniza birsey gelirse kendimi asla affetmem. Orda büyük ögrencilerde olacak, onlardan uzak durmanizi istiyorum. Ayrica mekandan uzaklasmak yasak. Fuarda meslek standlarina gidip danisacaksiniz ve hazirladigim bu kagide standdaki danisman imza atmasi gerekiyor. Sizle okul disi birsey yapacagimiz icin cok mutluyum, bence cok güzel olacak. Yinede dikkatli olmanizi istiyorum."

"Ne olabilirki?" diye sordular. 

Ögretmenler bana ögrencilerin kacip gidebilecegini, orda kavga cikartabileceklerini, fuarda gürültü ve terbiyesizlik yapabileceklerini, yolda kaybolabileceklerini vs gibi sorunlar siralamislardi. Ama ben kötü sey konusunca kötü sey olur düsüncesine cok inanirim. Bu yüzden sakaya vurdum.

"Belki biri sizi kacirir" Buna cok güldüler, ama hoslarinada gitti. Süper bir gezi oldu!

Cocuklar bana sIklIkla diger ögretmenleri sikayet ediyorlar. Bu konulara hic girmiyorum.
Cocuklara "Onlar iyi ögretmen degilse, siz iyi ögrenci olun. Malzemelerinizi getirin, ev ödevlerinizi yapin, ders sirasinda katilim yapmiyorsaniz bile susup oturup dinleyin" diyorum.

Ögretmenler merakli bir sekilde "Dersler nasil gidiyor? Ögrencilerin ne yapti bugün?" diye soruyorlar. Bazileri cok iyi niyetli, tavsiyeleride oluyor, güzel oluyor konusmak, paylasmak. Bazileri sirf zayif noktani ögrenmek istiyorlar. Okulda 60 tane ögretmen var, hepsi birbirinden farkli, hepsiyle anlasmak mümkün bile degil. 

Standard cevabim var artik: "Ögrenciler iyi davranirsa ve ders iyi gecerse benim cok iyi bir ögretmen oldugumdan, kötü olurlarsada onlarin kötü ögrenci oldugundan" ;)

Sinirlendigim veya sabrimin tükendigi zaman cok sakin ve daha sessiz konusmaya basliyorum örnegin. Cocuklar ayna gibi. Hep insani taklit ediyorlar. Ben kosusturdugumda ve yüksek sesle ve sinirli konustugumda hemen buna tepki veriyorlar. 

Oglanin birine ders malzemelerine cikartmasini söyledim. "Kötü not verin bana, canim istemiyor. Zaten kindergarten gibi ne ögreniyoruzki, sacmasapan bana lazim degil!" diye aksi bir sekilde cevap verdi. "Ben senle saygili konusuyorum, sendende ayni seyi bekliyorum. Ders hosuna gitmiyorsada en azindan yerinde otur ve sus" kendisini ignore edip dersime devam ettim. Durdu durdu, duramadi derse katildi tekrardan,bende hic bozmadan gayet normal konustum ve dogru seyler söyleyincede takdir ettim. 
Ders sonunda "Yeri bugün sen süpüreceksin" dedim. Eline süpürgeyi alinca tüm sinif saskinlikla bakti. Türkün biri "Abooooooo, ögretmenin dedigini yaptiya! Oglum hastamisin?" dedi digerine, almanca söylüyor bunlari tabii, türkce konusmalari yasak. 

O günden beri o ögrencinin dersi iki not düzeldi ve bana "Siz sinif ögretmenimizden daha kötüsünüz, cok calistiriyorsunuz, gelmedigimizde hemen ailemizi ariyorsunuz, babam dersi ektigimi anladi cok kötü kizdi, cezaliyim" dedi. 

Son olarak ilk haftamda bir kizin sözleri:

"Viva hanim, siz üniverste okudunuzmu?"
"Tabiiki, sadece üniverste okuyunca ögretmen olabiliyorsun"
"Niye dogrudürüst birsey okumadiniz? Bizim gibi delilerle ugrasmazdiniz!" ;)



>>> 15 dakika birseyler yazayim dedim, ama icim okadar doluymuski, iki saatdir yaziyorum, okuyanlara cok tesekkürler! ;) <<<



Bitenler- Gidenler!


Kerastase Nutritive Oleo-Relax sacyagi normalde yillardir cok sevdigim bir ürün, ama bu sefer saclarima hic bir katki saglayamadi nedense, saclarim, özellikle uclari, cok sertlesti, sekil almiyorlar, yumsak degiller, elektrikleniyor vs vs vs :( 

John Frieda Brilliant Brunette sackremini ve sampuaninida cok severdim, ama dedigim gibi saclarim berbat halde ve birde simdiye kadar hic yasamadigim bir problem daha cikti: saclarimin kenarlarinda sivilceler olusmaya basladi, sanki alerji gibi sis sis, nezaman kullanmayi biraktim geri söndüler. Belki yillardir kullandiklari formüllerde bir degisiklik yaptilar ve yeni icerik bana alerji yapiyordur, anlayamadim acikcasi.
Sampuanini su an banyoyu temizlemek icin kullaniyorum, düsünün artik.

L´oreal sac kürünü seviyorum, su andada aynisindan bir tane daha var banyoda kullaniyorum, ama saclarima yetersiz kaliyor. Bugün zeytinyagi kürüde yaptim, biraz birseye benzedi saclarim nihayet, ama bir an önce saclarimi yumsak yapan baska ürünler bulmam gerekiyor, biraz bakindim ama hic bir fikrim yok su an ne sececegimden.

Clinique Take The Day Off  cilt temizleme balsamida tamamen bir felaketdi. Düzenli olarak her gün kullanmaya basladiktan sonra bir baktim cildimde koca koca sivilceler cikmaya basladi. Kullanmayi birakip sadece Dove sabunu kullaninca geri söndüler. 
Cildimde hep ani tepki veriyor, neye ugradigimi sasiriyorum :( 
Yarisindan cogunu dusun altinda dusjel gibi kullanip bitirdim mecburen, okadar para verdikten sonra atmak istemedim ve böyle kötü ürünleri baskalarina hediye edipte onlarinda cildini mahvetmek istemiyorum. Simdilik Dove sabunu kullanmaya devam edecegim.

Yves Rocher in pastel rose ojesinide seviyorum,ama yarisi bile bitmeden hemen katilasmis ve sürülemez hale gelmis maalesef. Bu yüzden tekrar almam artik.

Dove Dusjellerini seviyorum, kokularini begenmiyorum aslinda ama bakim olarak süperler, vücudumu kremleme ihtiyaci duymuyorum bunlari kullandigimda. Su an Balea nin bir dusjelini kullaniyorum ve her dustan sonra ilk isim iyice kremlenmek oluyor, bu yüzden elimdeki dusjel bitince yine dove almayi düsünüyorum, gördügüm kadariyla yaz icin cesitli meyveli kokulu olanlarda cikmis.

Rexona Maximum Protection deodorantinin yenisini coktan aldim bile, düzenli olarak biten ürünlerde bende. Bir ara aluminyum var diye kullanmak istemiyordum ama gecenlerde gazetede "Aluminyumsuz deodorantlar öldürüyor!" diye bir yazi okudum ve artik hicbirseye inanmamaya ve kendi bildigimi yapmaya karar verdim. Bir öyle diyorlar bir böyle, insanlar aluminyumsuz deodorantlar icin dünyanin parasini harcadi ve sonuc: onlarda tehlikeliymis, tzzzzz.



2 Mayıs 2015 Cumartesi

Iklen Melano Expert Leke Kremi


Senelerdir cildimde lekelerle mücadele ettigim icin, bu ürün hakkindada bir kac kez forumlarda yorumlar okumustum, genelde yorumlar iyiydi, bir kadin bununla ve yüksek korumali günes kremiyle lekelerinden kurtuldugunu yazmisti hatta. 

Son lazer tedavimin üzerinden bir ay gecti ve son üc haftadir lekelerden eser gözükmüyordu ama maalesef lazer olan bir cok insanda oldugu gibi, lekeler lazer sonrasi cilt iyilestikten sonra üc hafta boyunca hic görünmeyip sonra yavas yavas yine kendini belli etmeye baslaliyorlar. 
Su an cok hafif bir gölge gibi ve makyaj yaptigimda belli olmuyorlar ve lazer önceki haline bakarak lafi bile olmaz, cok daha az ve kücük lekelenme ama yinede: lazerle tamamen yok olmamislar ve günes isiginda cabuk geri gelmelerinden korkuyorum.

Yazin lazer yapilmiyor, simdilik günes kremi kullanmakla yetinmem gerekiyor. Bu ürünede bir sans vermek istedim, birde bu serinin serumu var, ama krem ondan daha etkiliymis (normalde serum daha etkili oluyor, bunda tam tersi). 
Krem kücük 15 ml bir tüp icinde ve direk lekelerin üzerine sürülüyor, üc gündür kullandigim icin simdilik birsey diyemiyecegim, tüpü bitirdigimde yine post yazarim. 
Ciltde bir rahatsizlik yasamadim, kokusu vs de yok, normal krem gibi, sabah ve aksam kullaniyorum paketin icinde yazdigi gibi. 

Cildin fazla melanin (leke pigmentleri) üretmesini engelliyormus bu krem, iceriginde Rucinol, Sophora alpha, Centaureidin ve Vitamin C varmis. 
Eger ise yararsa Caudalie Vinoperfect Serumun yerine bu serinin serumunuda denemek isterim.

Burdada tik tik ingilizce olarak bir blogcu lekelere karsi hangi uygulamalar ve ürünlerin ise yaradigini yazmis ve saydigi dört ürün arasinda Iklen Melano Expert de var, hadi hayirlisi :)

Siz bu ürünü biliyormusunuz? Lekelere karsi ne kullaniyorsunuz veya yapiyorsunuz?



1 Mayıs 2015 Cuma

Nisan Favoriler!



Göz makyajimda Mac Paint Pot "Painterly", P2 Impressive Gel Kajal Kahverengi ve Benefit Roller Lash Rimel standart ürünlerdi. P2 Göz kalemini Mac Teddy göz kaleminden bile daha cok sevdim ve kullandim, yedegide var evde, fiyati uygun olan cok güzel kahverengi, sürümü kolay ve kaliciligi süper. Mini Mac Paletimide coooook seviyorum, icindeki renkler "Espresso" ve "Omega", ikisinide kaslarim icin kullaniyorum, Espresso yu bazen sacimdaki seyrekleri kapatmak icinde kullaniyorum, bu post da gösterdigim gibi tik tik. Espresso yu kas lar icin tavsiye edebilirim, ama far olarak Mac in en zor farlarindan bence, sahsen ben bitince tekrar almayi düsünmüyorum, ona benzer bir renk bulursam alacagim saclarimdaki seyrekler icin.

Göz altlarim icinde Benefit Fake Up Kapaticisini cok sevdim, cok güzel nemlendiriyor, gün boyu ama tekrar tazelemek gerekiyor, yani söyle 5-6 saat sonra. Maalesef kisa ömürlü bir ürüne benziyor, düzenli bir ay boyunca kullaninca yarisindan cogu gitti, bitmek üzere ve fiyatina bakarak tekrar alirmiyim bilemiyorum su an. Zaten daha cok kis ürünü bence, kuru göz altlari icin süper. 

Vichy Dermablend "Opal 15" fondötenin kesinlikle sivilceleri kurutma ve yaralari iyilestirme gibi bir özelligi var. Kapaticiligida cok güzel, ben tüm yüzüme fondöten olarakda kullandim bu ay cildimde cok  kötü sivilce cikinca, ama artik cildim normallesti ve ince bir firca yardimiyla sadece kapatici olarak gereken yerlere sürüyorum. Daima favorilerimden, ayni Avene Couvrance Fluid fondöten gibi. Benimki en acik renk "Porcelain" ve defalarca aldigim bir ürün, tüm yüzüme uyguluyorum krem gibi, dogal durmasina ragmen hafif bir kapaticiligida var (gerci sivilceler ve kirmiziliklar icin yetersiz, bunun icin Vichy Dermablend kullaniyorum). 

Mac Fix+ Spreyinide yariladim, makyajimi pudraladiktan sonra sIkIyorum ve cilde bir canlilik ve parlaklik veriyor, ben cok sevdim. Bitince birde Urban Decay Chill spreyini denemek istiyorum, onada cok iyi diyorlar :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...